
Kıdem Tazminatı Eksik Hesaplama
28 Temmuz 2026Türkiye’de boşanma sonrası yoksulluk nafakasının süresi uzun süredir tartışılmaktadır. 2026 yılında bu tartışma, Anayasa Mahkemesinin Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan “süresiz olarak” ibaresine ilişkin başvuruyu gündemine alması ve ardından 13. Yargı Paketi kapsamında yeni bir nafaka modelinin hazırlanmakta olduğuna dair açıklamalarla yeniden hız kazanmıştır.
Ancak bugün itibarıyla iki farklı hukuki süreci birbirinden ayırmak gerekir. Birincisi, Anayasa Mahkemesindeki norm denetimi sürecidir. İkincisi ise 13. Yargı Paketi kapsamında hazırlanması beklenen kanuni düzenlemedir. Basına yansıyan yeni nafaka sistemi henüz Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuş ve yürürlüğe girmiş bir kanun değildir. Bu nedenle mevcut nafaka kararları bakımından “nafaka artık otomatik olarak süreli hale geldi” veya “eski nafakalar sona erdi” şeklinde bir sonuç çıkarmak mümkün değildir.
1. 13. Yargı Paketi Nafaka Düzenlemesi Yasalaştı mı?
27 Ağustos 2026 itibarıyla kamuoyunda 13. Yargı Paketi olarak anılan düzenlemenin nafakaya ilişkin resmî kanun teklifi metni henüz TBMM’ye sunulmuş değildir. Çalışmanın Ekim 2026 döneminde Meclis gündemine taşınması beklenmektedir.
Bu nedenle kamuoyuna yansıyan “en az 5 yıl nafaka”, “evlilik süresinin yarısı kadar nafaka” veya “eski nafakaların bir yıl sonra sona ermesi” gibi formüller mevcut hukuk kuralı değildir. Bunlar hazırlık aşamasındaki modele ilişkin bilgilerdir. Teklif metni TBMM’ye sunulduğunda maddeler değişebilir; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde farklı bir sistem benimsenebilir.
Dolayısıyla 13. Yargı Paketi nafaka düzenlemesi bakımından bugün yapılabilecek değerlendirme, yürürlükteki hukuk ile hazırlık aşamasındaki modeli birbirinden ayırarak yapılmalıdır.
2. Mevcut Sistemde Yoksulluk Nafakası Nasıl Düzenleniyor?
Yoksulluk nafakasının temel dayanağı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesidir. TMK m.175 uyarınca talepte bulunan eşin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmesi, diğer eşe kıyasla daha ağır kusurlu olmaması ve istenen nafakanın yükümlünün ödeme gücüyle uyumlu bulunması gerekir. Nafaka yükümlüsünün kusurlu olması ise şart değildir.
Kanun hükmü kadın veya erkek ayrımı yapmamaktadır. Bu nedenle şartları oluştuğunda yoksulluk nafakasını eşlerden herhangi biri talep edebilir.
Mevcut sistemde yoksulluk nafakası için kanunda önceden belirlenmiş sabit bir yıl sınırı bulunmamaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde kullanılan “süresiz olarak” ifadesi bu noktada önem taşımaktadır.
Ancak “süresiz nafaka” ifadesi, nafakanın her durumda ömür boyu ve hiçbir şekilde değişmeden devam edeceği anlamına gelmez. Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesi nafakanın sona ermesi, kaldırılması, azaltılması veya artırılması bakımından çeşitli mekanizmalar öngörmektedir.
İrat biçiminde ödenen yoksulluk nafakası, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölmesi halinde kendiliğinden sona erer. Nafaka alacaklısının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi halinde ise mahkeme kararıyla kaldırılabilir. Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi halinde iradın artırılması veya azaltılması da mümkündür.
Bu nedenle mevcut sistemin doğru tanımı “kesin olarak ömür boyu nafaka” değil, başlangıçta belirli bir bitiş tarihi öngörülmeyen fakat kanundaki sona erme ve uyarlama sebeplerine tabi yoksulluk nafakasıdır.
3. Anayasa Mahkemesinin Süresiz Nafaka Sürecinde Ne Oldu?
Antalya 12. Aile Mahkemesi tarafından yapılan başvuru üzerine Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinin birinci fıkrasındaki “süresiz olarak” ibaresi Anayasa Mahkemesinin E.2025/156 sayılı dosyasında incelemeye alınmıştır. Dosya 4 Haziran 2026 tarihinde Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun esas inceleme gündeminde yer almıştır.
Bu konu Anayasa Mahkemesinin önüne ilk kez gelmiş değildir. Mahkeme, 17 Mayıs 2012 tarihli E.2011/136, K.2012/72 sayılı kararında aynı ibareye yönelik iptal talebini reddetmiş; “süresiz” ifadesinin her durumda ömür boyu ödeme anlamına gelmediğini ve nafakanın kanundaki şartlar sürdüğü müddetçe ekonomik destek sağlamayı amaçladığını değerlendirmiştir.
Antalya 12. Aile Mahkemesinin 2025 yılında yaptığı E.2025/91 sayılı başka bir başvuru ise somut davada TMK m.175’in uygulanacak norm olmadığı gerekçesiyle esasa girilmeksizin reddedilmiştir. E.2025/156 sayılı dosya ise daha sonra esas incelemesine alınan ayrı başvurudur.
Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihinde söz konusu ibarenin iptaline oy çokluğuyla karar vermiş ve iptal hükmünün yürürlüğe girişini dokuz ay ertelemiştir. Bununla birlikte 27 Ağustos 2026 itibarıyla gerekçeli kararın Resmî Gazete’de yayımlanmış metni üzerinden kesin bir yürürlük tarihi belirlemek mümkün değildir.
Bu ayrım son derece önemlidir. Anayasa’nın 153. maddesine göre iptal edilen bir kanun hükmü, kural olarak iptal kararının Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte; Anayasa Mahkemesi daha ileri bir yürürlük tarihi belirlemişse o tarihte yürürlükten kalkar. Ayrıca aynı madde uyarınca iptal kararları geriye yürümez.
Dolayısıyla yalnızca 4 Haziran 2026 tarihli gelişmeye dayanılarak mevcut nafaka ödemelerinin durdurulması mümkün değildir. Türk Medeni Kanunu’nun yürürlükteki hükümleri ve mevcut mahkeme kararları bağlayıcılığını sürdürmektedir.
4. 13. Yargı Paketi ile Süresiz Nafaka Kalkacak mı?
Hazırlık aşamasındaki modelin en önemli değişikliği, yoksulluk nafakasının kanunda önceden belirlenebilir bir süreye bağlanmasıdır.
Taslak modelde önce evliliğin başlangıcı ile boşanma davasının açıldığı gün arasındaki toplam dönem hesaplanacak; nafakanın olağan süresinin de bu dönemin yüzde ellisi esas alınarak belirlenmesi düşünülmektedir.
Aynı modelde, kısa süreli evlilikler bakımından asgari bir koruma süresi getirilmesi planlanmaktadır. Buna göre evlilik yalnızca altı ay veya bir yıl sürmüş olsa dahi yoksulluk nafakasının en az beş yıl süreyle ödenmesi gündemdedir.
Bu model yasalaşırsa nafaka süresi bakımından temel formül, evlilik süresinin yarısının hesaplanması ve bulunan sürenin beş yıldan kısa olması halinde beş yıllık asgari sürenin uygulanması şeklinde işleyecektir.
Örneğin dört yıl süren bir evlilikte yarı süre iki yıl olmasına rağmen beş yıllık alt sınır nedeniyle nafakanın beş yıl devam etmesi söz konusu olabilecektir. Sekiz yıllık evlilikte hesaplanan dört yıllık süre yine beş yıllık alt sınırın altında kalacaktır. Yirmi yıllık bir evlilikte ise yarı süre on yıl olduğundan nafakanın on yıl olarak belirlenmesi gündeme gelebilecektir.
Bunlar henüz kanunlaşmış hesaplama kuralları değildir. Nihai sistem ancak kanun teklifinin metni ve yürürlük hükümleri görüldüğünde kesinleşecektir.
5. Her Durumda Nafaka Süresi Evliliğin Yarısıyla mı Sınırlı Olacak?
Hazırlanan model yalnızca matematiksel bir süre hesabına dayanmamaktadır. Nafaka alacaklısının çalışma imkanının bulunmaması, çalışma hayatına katılmasını engelleyen bir durumunun olması veya ileri yaşta bulunması halinde mahkemeye daha uzun süreli nafakaya hükmetme yetkisi verilmesi planlanmaktadır.
Bu yaklaşım, süreli nafaka sisteminin özellikle uzun yıllar boyunca ev içi emek üstlenmiş, mesleki hayattan uzak kalmış veya yaşı nedeniyle yeniden gelir elde etmesi ciddi biçimde güçleşmiş kişiler bakımından katı bir sonuç doğurmasını önlemeyi amaçlamaktadır.
Basına yansıyan modele göre ileri yaştaki nafaka alacaklısı, uzatma talebini nafakanın bittiği tarihten sonra bir yıllık süre içinde mahkemeye taşımak zorunda kalabilecektir.
Buradaki yaş sınırı, çalışamama ölçütü, uzatma süresinin ne kadar olacağı ve hâkimin hangi kriterleri dikkate alacağı henüz resmî bir kanun metniyle açıklığa kavuşmuş değildir.
6. Eski Nafakalar Ne Olacak? Daha Önce Bağlanan Nafakalar Etkilenecek mi?
Yeni nafaka düzenlemesinin en kritik başlığı, kesinleşmiş eski yoksulluk nafakası kararlarının durumudur.
Anayasa Mahkemesinin bir iptal kararının tek başına geçmişte kesinleşmiş nafaka kararlarını ortadan kaldırması mümkün değildir. Anayasa’nın 153. maddesinde iptal kararlarının geriye yürümeyeceği açıkça düzenlenmiştir. Bu nedenle yalnızca Anayasa Mahkemesindeki gelişmeye dayanarak yıllardır ödenen bir nafakanın kendiliğinden sona erdiği ileri sürülemez.
Ancak kanun koyucu yeni düzenlemeye özel bir geçiş hükmü koyarsa farklı bir hukuki durum ortaya çıkabilir.
- Yargı Paketi için kamuoyuna yansıyan hazırlık çalışmasının en dikkat çekici kısmı da budur. Buna göre daha önce açılmış boşanma davalarında kesinleşmiş yoksulluk nafakalarının yeni sistem yürürlüğe girdikten sonra derhal kesilmemesi, mevcut ödemelerin bir yıl daha devam etmesi üzerinde çalışılmaktadır.
Bu formül nihai kanuna aynen girerse düzenleme yalnızca gelecekte bağlanacak nafakaları değil, geçmişte kesinleşmiş bazı nafaka kararlarının geleceğe yönelik sonuçlarını da doğrudan etkileyebilecektir.
Burada iki farklı geriye yürüme meselesi karıştırılmamalıdır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “iptal kararları geriye yürümez” kuralı Anayasa Mahkemesi kararının geçmişte kurulmuş hukuki sonuçları kendiliğinden ortadan kaldırmasını engeller. Buna karşılık TBMM’nin çıkaracağı yeni kanunda mevcut nafaka ilişkileri için açık bir geçiş hükmü bulunması halinde, kanun koyucu kesinleşmiş kararların gelecekte doğacak nafaka taksitleri bakımından yeni bir rejim öngörebilir.
Böyle bir düzenlemenin hukuk devleti, hukuki güvenlik, ölçülülük ve mülkiyet hakkı yönlerinden ayrıca anayasal denetime konu olması mümkündür.
Basına yansıyan modelde geçmişte ödenmiş nafakaların geri alınacağına veya daha önce doğmuş nafaka alacaklarının silineceğine ilişkin bir bilgi bulunmamaktadır. Bu nedenle “eski nafakalar etkileniyor” ifadesi, geçmiş ödemelerin iadesi olarak değil; mevcut kararların yürürlükten sonraki dönemde ne kadar süreyle devam edeceği meselesi olarak anlaşılmalıdır.
Bununla birlikte şu anda cevaplanmamış çok önemli sorular bulunmaktadır:
- Yıllardır nafaka ödeyen kişinin geçmişte yaptığı ödemeler yeni süre hesabına dahil edilecek mi?
- Eski kararlar için evlilik süresinin yarısı formülü ayrıca uygulanacak mı?
- Bütün kesinleşmiş yoksulluk nafakaları kanunun yürürlüğünden itibaren yalnızca bir yıl daha mı sürecek?
- İleri yaş, çalışamama veya ağır ekonomik bağımlılık gibi istisnalar eski nafaka alacaklılarına da tanınacak mı?
- Mevcut nafakanın sona ermesi için ayrıca mahkemeye başvurulması mı gerekecek, yoksa kanundan dolayı kendiliğinden sona erme mi söz konusu olacak?
- Devam eden icra takipleri ve birikmiş nafaka alacakları nasıl etkilenecek?
Bu soruların hiçbiri yalnızca haber metinlerinden kesin olarak cevaplanamaz. Eski nafakaların gerçek hukuki durumu, ancak kanunun geçici maddeleri ve yürürlük hükümleri görüldüğünde belirlenebilir.
7. Mevcut Nafaka Ödemesi Şimdi Durdurulabilir mi?
Hayır. Bugün yürürlükte bulunan mahkeme kararı devam ettiği sürece nafaka borçlusunun ödeme yükümlülüğü de devam eder.
“13. Yargı Paketi geliyor”, “süresiz nafaka iptal edildi” veya “eski nafakalar bir yıl sonra bitecek” şeklindeki haberler mevcut ilamı kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Nafakanın ödenmemesi halinde alacaklı taraf ilamlı icra yoluna başvurabilir. Ayrıca İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesi uyarınca, nafakaya ilişkin karara uyulmaması şartları oluştuğunda şikâyet üzerine tazyik hapsi sonucu da doğurabilir.
Bu nedenle yeni düzenleme yürürlüğe girmeden ve mevcut kararın hukuki durumu netleşmeden tek taraflı biçimde ödeme kesilmesi ciddi risk yaratabilir.
8. Devam Eden Boşanma Davaları Yeni Sistemden Etkilenecek mi?
Derdest boşanma davaları bakımından da belirleyici olan yeni kanunun geçiş hükümleri olacaktır.
Maddi hukuk kurallarındaki değişikliklerin hangi tarihten itibaren açılmış davalara uygulanacağı, dava tarihinin mi yoksa karar tarihinin mi esas alınacağı ve devam eden dosyalarda eski veya yeni sistemden hangisinin uygulanacağı kanun koyucu tarafından açıkça düzenlenebilir.
Bu nedenle bugün devam eden bir boşanma davasında “yeni kanun kesin uygulanacak” veya “eski kanun kesin uygulanacak” şeklinde genel bir cevap vermek doğru değildir.
Özellikle hesaplamanın nikâhın kurulduğu gün ile davanın açıldığı gün arasındaki döneme bağlanması halinde, dava tarihi yeni sistemde süre hesabının temel unsurlarından biri olacaktır.
9. Tedbir Nafakası ve Çocuk Nafakası da Süreli Hale mi Gelecek?
- Yargı Paketi kapsamında tartışılan süre sınırlaması esas olarak Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki yoksulluk nafakasına ilişkindir.
Boşanma veya ayrılık davası devam ederken alınabilecek geçici önlemler kapsamında hükmedilen tedbir nafakası Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesine dayanır. Çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılım amacıyla hükmedilen iştirak nafakası ise başta Türk Medeni Kanunu’nun 182, 327 ve 328. maddeleri olmak üzere farklı hükümlere tabidir.
Bu nedenle “süresiz nafaka kalkıyor” ifadesinden çocuk için ödenen iştirak nafakasının da aynı şekilde beş yıl veya evlilik süresinin yarısı ile sınırlandırılacağı sonucu çıkarılamaz.
Çocuğa ilişkin nafaka, eşe ödenen yoksulluk nafakasından farklı bir hukuki kurumdur ve çocuğun üstün yararı ile bakım ve eğitim ihtiyacı esas alınır.
10. Nafakanın Aylık Ödemeden Toplu Ödemeye Çevrilmesi Mümkün Olacak mı?
Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesi mevcut sistemde de yoksulluk nafakasının durumun gereklerine göre toptan veya irat biçiminde ödenmesine karar verilebilmesine imkan tanımaktadır.
Yeni çalışmada dikkat çeken husus, başlangıçta aylık olarak belirlenen nafakanın daha sonra toplu ödemeye dönüştürülebilmesine ilişkin daha açık bir mekanizma kurulmasının gündeme gelmesidir.
Böyle bir sistem nafaka borçlusu ve alacaklısı arasındaki uzun süreli mali ilişkiyi tek seferlik ödeme ile sona erdirebilir. Ancak toplu ödemenin nasıl hesaplanacağı, gelecekteki artışların nasıl dikkate alınacağı, tarafların rızasının aranıp aranmayacağı ve kararın hangi şartlarla değiştirilebileceği teklif metni ortaya çıktığında değerlendirilmelidir.
11. Boşanma Davaları ile Nafaka Davalarının Ayrılması da Gündemde
Nafaka reformu yalnızca nafakanın kaç yıl ödeneceği meselesinden ibaret değildir. Aile hukukuna ilişkin daha geniş bir usul değişikliği de hazırlıklar arasında bulunmaktadır.
Uzun süren çekişmeli boşanma davalarının temel boşanma meselesi ile nafaka, tazminat, mal rejimi ve diğer fer’i uyuşmazlıkların birbirinden ayrılması üzerinde çalışılmaktadır. Amaç, tarafların boşanma konusunda yıllarca kesin karar beklemesini önlemek ve mali uyuşmazlıkların ayrı süreçlerde görülmesini sağlamaktır.
Burada kamuoyundaki bazı haberlerde kullanılan “önce ayrılık kararı verilecek” ifadesine dikkat edilmelidir. Türk Medeni Kanunu bakımından “ayrılık kararı” boşanmadan farklı, teknik bir hukuki kurumdur. Resmî teklif metni henüz açıklanmadığından yeni sistemde verilecek kararın hukuki niteliği konusunda haber ifadelerinden hareketle kesin bir sonuç çıkarılmamalıdır.
12. Yeni Sistem Nafaka Hakkını Tamamen Ortadan Kaldırıyor mu?
Hayır. Tartışılan düzenleme yoksulluk nafakası kurumunun kaldırılmasına değil, nafakanın süresinin yeniden yapılandırılmasına yöneliktir.
Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki temel şartların, yani boşanma nedeniyle yoksulluğa düşme, nafaka isteyen tarafın kusurunun daha ağır olmaması ve nafaka miktarının yükümlünün mali gücüyle orantılı olması ilkelerinin tamamen ortadan kaldırıldığına ilişkin resmî bir teklif bulunmamaktadır.
Dolayısıyla “nafaka kaldırılıyor” ifadesi hukuken yanıltıcıdır. Gündemde olan değişiklik, esas itibarıyla yoksulluk nafakasının açık uçlu süre rejiminden belirli veya belirlenebilir süreli bir sisteme geçirilmesidir.
13. Nafaka Artırma, Azaltma ve Kaldırma Davaları Devam Edecek mi?
Mevcut sistemde Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesi uyarınca tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi halinde nafaka miktarının artırılması veya azaltılması mümkündür. Yoksulluğun ortadan kalkması, fiilen evliymiş gibi yaşama gibi kanunda belirtilen durumlarda da nafakanın kaldırılması gündeme gelebilir.
Yeni sistem süreli nafaka modelini benimserse dahi nafaka miktarının ekonomik koşullara göre uyarlanması ihtiyacı ortadan kalkmayacaktır. Özellikle uzun süreli nafakalarda enflasyon, gelir değişiklikleri, iş kaybı, çalışma kapasitesi ve tarafların ekonomik durumundaki önemli değişiklikler yine uyuşmazlık konusu olabilir.
Bu nedenle süre sınırı getirilmesi, nafaka artırma veya azaltma davalarının bütünüyle ortadan kalkacağı anlamına gelmez.
14. Yabancı Eşlerin Taraf Olduğu Boşanmalarda Yeni Nafaka Düzenlemesi Önemli mi?
Türkiye’de görülen ve Türk hukukunun uygulandığı boşanma dosyalarında yabancı eşler de şartları varsa yoksulluk nafakası talep edebilir veya nafaka ödemekle yükümlü tutulabilir.
Uluslararası kaynaklarda “alimony in Turkey”, “poverty alimony under Turkish law”, “indefinite alimony in Turkey” veya “Turkish divorce alimony” olarak aranan bu konu, Türk hukukunda eşe ödenen yoksulluk nafakası bakımından Türk Medeni Kanunu’nun 175 ve 176. maddeleri çerçevesinde değerlendirilir.
Yeni sistem kanunlaşırsa yabancı taraflı boşanmalarda da nafaka süresi, geçiş hükümleri ve kararların yurt dışında icrası bakımından ayrıca değerlendirme yapılması gerekebilir.
15. 13. Yargı Paketi Nafaka Düzenlemesinde En Kritik Konu Nedir?
Yeni sistem açısından yalnızca “nafaka kaç yıl ödenecek?” sorusuna odaklanmak eksik kalır. En kritik mesele geçiş hukukudur.
Eğer kanun yalnızca yürürlük tarihinden sonra açılacak veya karara bağlanacak davalara uygulanırsa mevcut nafaka kararları büyük ölçüde korunabilir. Buna karşılık basına yansıyan bir yıllık geçiş modeli kanunlaşırsa yıllar önce kesinleşmiş nafaka hükümlerinin geleceğe yönelik etkisi de değişebilir.
Bu nedenle yeni düzenlemenin gerçek etkisini belirleyecek hükümler yalnızca Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yapılacak değişiklik değil, kanunun geçici maddeleri ve yürürlük hükümleri olacaktır.
Özellikle daha önce kesinleşmiş nafaka kararı bulunan kişiler bakımından, kanun yayımlandığında ilk bakılması gereken bölüm geçiş hükümleri olmalıdır.
Yeni düzenleme ne zaman yürürlüğe girecek?
- Yargı Paketi henüz TBMM’ye sunulmuş değildir. Bu nedenle bugün kesin bir yürürlük tarihi bulunmamaktadır. Teklifin kabul edilmesi ve Resmî Gazete’de yayımlanması gerekir.
- Yargı Paketi kapsamında hazırlanan nafaka düzenlemesi, Türk aile hukukunda yoksulluk nafakasının süre rejimini önemli ölçüde değiştirebilecek niteliktedir. Basına yansıyan modelde süresiz nafakanın yerine evlilik süresini esas alan, kural olarak evlilik süresinin yarısı kadar ve en az beş yıl devam eden bir sistem öngörülmektedir. İleri yaş veya çalışma imkanının bulunmaması gibi özel durumlarda ise hâkime daha uzun süreli nafakaya hükmetme yetkisi verilmesi planlanmaktadır.
Bununla birlikte bugün itibarıyla bu sistem yürürlüğe girmiş değildir. Özellikle mevcut nafaka kararları bakımından herhangi bir ödeme kendiliğinden sona ermemiştir. Anayasa’nın 153. maddesindeki geriye yürümezlik ilkesi nedeniyle Anayasa Mahkemesindeki gelişme tek başına eski kararları ortadan kaldırmaz.
Asıl belirleyici nokta, 13. Yargı Paketi Meclise sunulduğunda eski ve devam eden dosyalar için nasıl bir geçiş hükmü getirileceğidir. Kamuoyuna yansıyan “kesinleşmiş nafakaların bir yıl daha devam etmesi” formülü kanunlaşırsa, geçmişte verilmiş nafaka kararlarının geleceğe yönelik etkisi bakımından önemli bir değişiklik ortaya çıkacaktır.
Bu nedenle hem nafaka alan hem nafaka ödeyen kişiler açısından mevcut mahkeme kararlarına uymaya devam edilmesi; yeni düzenleme kanunlaştığında ise dosyanın evlilik süresi, dava tarihi, kararın kesinleşme tarihi, nafakanın türü ve tarafların ekonomik koşulları birlikte değerlendirilerek hareket edilmesi gerekir.
Türeli & Ceylan Attorney Partnership, boşanma, yoksulluk nafakası, nafakanın artırılması veya kaldırılması, iştirak nafakası ve aile hukukundan doğan uyuşmazlıklarda somut olayın özelliklerine göre hukuki değerlendirme ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.
Bu makale genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her nafaka dosyasının koşulları farklı olduğundan somut uyuşmazlık bakımından ayrıca hukuki değerlendirme yapılması gerekir.
27 Ağustos 2026 itibarıyla yoksulluk nafakasını bütün dosyalar bakımından süreli hale getiren yeni bir kanun yürürlüğe girmiş değildir. Mevcut Türk Medeni Kanunu hükümleri uygulanmaya devam etmektedir.
Hazırlık aşamasındaki modele göre nafakanın evlilik süresinin yarısı kadar olması ve en az beş yıl ödenmesi üzerinde çalışılmaktadır. Bu formül henüz yürürlükte değildir.
Basına yansıyan model aynen yasalaşırsa kısa süreli evliliklerde de beş yıllık asgari nafaka süresi uygulanabilecektir. Ancak bu bugün için kesinleşmiş bir kanun hükmü değildir.
Bugün için hayır. Mevcut nafaka kararları geçerliliğini sürdürmektedir. Hazırlık çalışmasında kesinleşmiş yoksulluk nafakalarının yeni sistem yürürlüğe girdikten sonra bir yıl daha devam etmesi yönünde bir geçiş modeli bulunmaktadır; bunun yasalaşıp yasalaşmayacağı henüz belli değildir.
Hayır. Mevcut mahkeme kararı yürürlükte olduğu sürece nafaka ödeme yükümlülüğü devam eder. Tek taraflı ödeme kesilmesi icra ve diğer hukuki sonuçlara yol açabilir.
Hayır. Kamuoyunda tartışılan süre sınırlaması yoksulluk nafakasına ilişkindir. İştirak nafakası çocuğun bakım ve eğitim ihtiyacına dayanan farklı bir nafaka türüdür.
Çalışmaya başlanması tek başına her durumda otomatik sona erme anlamına gelmez. Nafaka alacaklısının yoksulluğunun ortadan kalkıp kalkmadığı, gelirin niteliği ve tarafların ekonomik durumları somut olayda değerlendirilir.



