Türeli & Ceylan Hukuk Bürosu - Miras Davaları: Türleri, Şartları, Süreleri 

1) Miras davaları nedir?

“Miras davası” tek bir dava türü değildir. Bir kişinin ölümüyle açılan mirasın (terekenin) tespiti ve korunması, mirasçıların belirlenmesi, miras paylarının uygulanması, mirasbırakanın yaptığı tasarrufların (vasiyetname, miras sözleşmesi, bağış vb.) geçerliliği ve mirasçıların haklarının korunması amacıyla açılan çok sayıda dava ve çekişmesiz yargı işinin ortak adıdır. Bu nedenle miras hukukunda başarı, “en hızlı dava”yı değil, somut olaya en uygun dava türünü ve doğru talepleri seçmekle başlar.

2) Temel kavramlar: tereke, mirasın açılması, mirasçılık ve paylar

Miras, mirasbırakanın ölümü ile açılır. Ölüm anında mirasçılar, kural olarak terekeye külli halefiyetle sahip olur: yani mirasbırakanın malvarlığı (aktif) ve borçları (pasif) bir bütün olarak mirasçılara geçer. Uygulamada bu durum iki temel ihtiyacı doğurur:

  • Net terekenin hesaplanması: Aktiflerden borçların düşülmesiyle kalan değer.
  • Terekenin korunması: Paylaşım öncesinde mal kaçırma, devir, gizleme, el değiştirme gibi risklerin önlenmesi.

Yasal mirasçılık sisteminde altsoy (çocuklar) birinci zümredir ve çocuklar eşit mirasçıdır. Bu temel kural, Türk Medeni Kanunu’nda açık şekilde düzenlenmiştir. 

3) Görevli ve yetkili mahkeme: “hangi davayı nereye açacağız?”

Miras uyuşmazlıkları tek bir mahkemede toplanmaz. En sık görülen ayrım şudur:

  • Sulh Hukuk Mahkemesi: Mirasçılık belgesi (veraset ilamı) gibi çekişmesiz işler ve bazı koruma/tespit talepleri.
  • Asliye Hukuk Mahkemesi: Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil, tenkis, vasiyetnamenin iptali, miras sebebiyle istihkak, miras paylaşımından doğan birçok çekişmeli dava.
  • Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu): Paylı mülkiyetin sona erdirilmesine yönelik özel dava türü.

Yetki (hangi yer mahkemesi) açısından da her dava türünün farklı kriterleri olabilir: murisin son yerleşim yeri, taşınmazın bulunduğu yer, davalının yerleşim yeri gibi. En sık yapılan hata; “miras davası” denilerek her talebin murisin son yerleşim yerinde açılabileceğinin varsayılmasıdır. Somut olayda doğru dava türü belirlenmeden yetki değerlendirmesi yapılmamalıdır.

4) Arabuluculuk–tapu uygulamaları ve yanlış bilinen bir iddia

2024/5 sayılı “Tapu Sicilinde Arabuluculuk Uygulamaları” genelgesi ile arabuluculuk anlaşma belgesinin tapu sicilinde uygulanmasına dair usul ve esaslar düzenlenmiştir. 
Bu gelişme, bazı mecralarda “miras paylaşımında eşitlik kalktı” şeklinde yanlış yorumlanmıştır. Doğrulama analizlerinde ve baro açıklamalarında, TMK’daki yasal miras paylarının bir genelgeyle değiştirilemeyeceği, eşit miras payı ilkesinin yürürlükte olduğu vurgulanmıştır. 
Bu başlık pratikte şu açıdan önemlidir: Taşınmazlı miras uyuşmazlıklarında “tapu şerhi/tedbir” ve “arabuluculuk belgesi” gibi enstrümanlar konuşulsa da, miras paylarının maddi hukuki rejimi TMK hükümleriyle belirlenir.

5) Miras davalarında delil ve ispat: “konu miras” diye ispat hafiflemez

Miras dosyaları çoğu zaman dolaylı delillerle yürür. Özellikle muris muvazaası, tenkis ve vasiyetnamenin iptali gibi davalarda delil planı kritik önemdedir:

  • Nüfus kayıtları, veraset ilamı, vukuatlı kayıtlar
  • Tapu kayıtları, tedavül belgeleri, resmi senetler
  • Banka hareketleri, para transferleri, kira gelirleri
  • Sağlık raporları, hastane kayıtları (ehliyet/irade tartışmaları)
  • Tanık beyanları (aile ilişkileri, bakım, kazandırmaların amacı)
  • Bilirkişi/ekspertiz: taşınmaz değer tespiti, tenkis hesabı, pay oranları
  • Keşif: taşınmazın niteliği ve kullanım durumu

Delil toplanmadan veya yanlış delil stratejisiyle açılan davalarda, haklılık tek başına yeterli olmaz; süreç uzar ve risk artar.

6) Mirasçılık belgesi (veraset ilamı): birçok dosyanın başlangıç noktası

Mirasçılık belgesi, mirasçı sıfatını ve (çekişmesiz yargıda) pay oranlarını gösteren temel belgedir. Noterden veya Sulh Hukuk Mahkemesinden alınabilir; ancak nüfus kayıtlarında belirsizlik, yabancılık unsuru, soybağı ihtilafı gibi durumlarda mahkeme yolu öne çıkar. 
Uygulamada veraset ilamı, sonraki davalarda taraf teşkili ve pay hesabı açısından “ilk adım” olarak kabul edilir.

7) Terekenin tespiti, korunması ve yönetimi

Paylaşım öncesinde en sık görülen ihtilaf, tereke malvarlığının dağılması veya görünmez hale gelmesidir. Bu noktada şu araçlar öne çıkar:

  • Terekenin tespiti: Malvarlığının envanterinin çıkarılması, kurum kayıtlarının celbi (tapu, banka, araç, şirket payı vb.).
  • Koruma tedbirleri: Dava konusu taşınmazda şerh/tedbir, hesap hareketlerinin izlenmesi, mal kaçırma riskine karşı hızlı başvuru.
  • Yönetim ihtiyacı: Mirasçıların anlaşamaması veya tereke işlerinin yürütülmesi gereken hallerde kayyım, resmî defter, resmî tasfiye gibi kurumlar gündeme gelebilir.

Bu talepler, esas davaya hazırlık niteliğinde olabileceği gibi, tek başına koruma sağlayan başvurular da olabilir.

8) Mirasın reddi (reddi miras), hükmen ret ve resmî tasfiye: borç merkezli miras ihtilafları

Miras borçlarının ağır bastığı dosyalarda “mirası reddetme” konusu kritik hale gelir. Reddi miras, süre ve şekil bakımından sıkı kurallara tabidir; süre geçirilirse miras kabul edilmiş sayılabilir. Ayrıca tereke üzerinde tasarruf niteliğindeki işlemler (mal satma, gizleme, tüketme gibi) “zımni kabul” tartışmalarını doğurabilir.
Borçların yönetiminde dosyaya göre hükmen ret (borca batıklık), resmî defter, resmî tasfiye gibi yollar da gündeme gelir. Pratikte bu başlık, icra takipleriyle kesiştiği için eş zamanlı risk analizi gerektirir.

9) Miras paylaşımı, miras taksim sözleşmesi ve ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu)

Mirasçılar anlaşabiliyorsa miras taksim sözleşmesi ile paylaşım yapılır. Anlaşma sağlanamazsa:

  • Ortaklığın giderilmesi davası ile paylı mülkiyet sona erdirilir.
  • Taşınmazlarda çoğu kez satış suretiyle ortaklığın giderilmesi yapılır; aynen taksim ancak uygunluk varsa mümkündür.
  • Dosyada muhdesat (yapı, ekleme), katkı, masraf, kullanım ihtilafı gibi yan başlıklar doğabilir.

Ortaklığın giderilmesi davası “paylaştırma tekniği”dir; terekenin hangi mallardan oluştuğu ve payların hangi dayanakla belirlendiği (veraset ilamı, tapu kayıtları, vasiyetname vb.) çoğu zaman bu davanın altyapısını oluşturur.

10) Muris muvazaası (mirastan mal kaçırma) nedeniyle tapu iptal ve tescil

Muris muvazaası, mirasbırakanın gerçekte bağışlamak istediği bir taşınmazı satış gibi göstererek mirasçıların kanuni/saklı paylarını fiilen bertaraf etmesi iddiasına dayanır. Tipik senaryo “bedel ödenmedi – satış gibi yapıldı – amaç mirasçıları dışlamak” şeklindedir.
Uygulamada bu dava çoğunlukla tapulu taşınmazlar bakımından açılır; çünkü talep sonucu tapu kaydının düzeltilmesine yöneliktir. Davanın merkezinde görünürdeki işlem (satış) ile gerçek irade (bağış) arasındaki uyumsuzluk vardır.
Bu davalarda ispat, çoğunlukla şu olgular üzerinden kurulur: işlem bedeli ile piyasa değeri arasındaki fark, ödeme kanıtı, tarafların ekonomik durumu, aile içi ilişkiler, murisin gerçek amacı ve işlem tarihinde hayatın olağan akışı. Yargıtay uygulamasında murisin “mal kaçırma amacı” yoksa muris muvazaası içtihadının uygulanamayacağı vurgulanır. 

11) Tenkis davası: saklı payın korunması

Saklı pay, kanunun belirli mirasçılara sağladığı asgari koruma payıdır; bu pay, mirasbırakanın tasarruf özgürlüğünü sınırlar. Saklı pay oranları TMK’da düzenlenmiştir. 
Mirasbırakanın vasiyetnameyle veya sağlararası karşılıksız kazandırmalarla saklı payı zedelemesi halinde saklı paylı mirasçılar tenkis davası açabilir. Bu davada davalı, kural olarak saklı payı zedeleyen kazandırmadan yararlanan kişidir (vasiyet alacaklısı, atanmış mirasçı, bağış alan üçüncü kişi ya da mirasçı). Tenkisin kapsamı ve sırası belirlenirken, önce ölüme bağlı tasarruflar (vasiyetname/miras sözleşmesi hükümleri) ve bunlar yetmezse sağlararası karşılıksız kazandırmalar gündeme gelir; amaç, saklı payı “tamamlayacak kadar” indirim yapmaktır.
Tenkis hesabında genellikle şu sıra izlenir:

  1. Aktif–pasif ayrımıyla net terekenin hesaplanması,
  2. Tasarruf edilebilir kısmın belirlenmesi,
  3. Saklı pay ihlali varsa kazandırmaların “saklı payı tamamlayacak ölçüde” indirilmesi.

Tenkis davasındaki süreler kritik önemdedir: TMK m. 571/1’e göre dava hakkı, saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde (vasiyetnamelerde) açılma tarihinden, diğer tasarruflarda mirasın açılmasından itibaren on yıl geçmekle düşer. 

12) Vasiyetnamenin iptali (TMK 557) ve iptal sebepleri

Vasiyetname (resmî, el yazılı, sözlü) sıkı şekil şartlarına tabidir. Resmî vasiyetnamede yetkili memur ve tanıklar huzurunda düzenleme, el yazılı vasiyetnamede metnin tamamının mirasbırakanın el yazısıyla yazılması, tarih ve imza gibi unsurlar uygulamada en sık tartışılan geçerlilik noktalarıdır. İptal davalarında özellikle ehliyet/irade tartışmalarında sağlık kayıtları, ilaç kullanımı, tanık beyanları ve gerekirse adli tıp/uzman bilirkişi raporları belirleyici olabilir.
TMK m. 557’ye göre ölüme bağlı tasarrufun iptali; tasarruf ehliyeti yokluğu, irade sakatlığı (yanılma/aldatma/korkutma/zorlama), hukuka/ahlaka aykırılık veya şekil şartlarına uyulmaması gibi sebeplerle istenebilir. 
İptal davasında süreler de hak düşürücü niteliktedir: TMK m. 559 uyarınca iptal davası açma hakkı, iptal sebebi ve hak sahipliğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde vasiyetnamenin açılması tarihinden itibaren on yıl geçmekle düşer. 

13) Vasiyetnamenin açılması ve vasiyetin tenfizi: bekletici mesele pratiği

Vasiyetnamenin uygulanabilmesi için usulüne uygun şekilde açılması ve ilgililere bildirilmesi pratikte kritik bir basamaktır. Sürelerin başlangıcı da çoğunlukla vasiyetnamenin açılması ve öğrenme tarihine bağlandığı için, vasiyetin açılması/tenfizi/iptali/tenkisi arasındaki ilişki doğru kurulmalıdır. 
Uygulamada, vasiyetnamenin tenfizi davasında iptal veya tenkis davası varsa bunların bekletici mesele yapılması sık görülür.

14) Miras sözleşmesi, atanmış mirasçı ve belirli mal bırakma (vasiyet alacaklısı)

Mirasbırakan yalnız yasal mirasçılar üzerinden değil; miras sözleşmesiyle veya vasiyetnameyle atanmış mirasçı belirleyebilir, belirli mal bırakabilir, yükleme/koşul koyabilir. Bu durumda davalarda taraf sıfatı (kim davacı/kim davalı), talep sonucu (tespit mi, eda mı, iptal mi) ve ispat çerçevesi değişir. Örneğin belirli mal bırakmada vasiyet alacaklısının talebi, mirasçıların (veya vasiyeti yerine getirmekle yükümlü kişilerin) borçlu olduğu bir edim ilişkisine dönüşebilir.

15) Mirastan çıkarma (ıskat) ve mirastan yoksunluk

Mirastan çıkarma, mirasbırakanın belirli sebeplerle saklı paylı mirasçısını dahi mirastan mahrum bırakabilmesine imkân veren istisnai bir kurumdur; şekil şartları ve sebebin varlığı çoğu zaman uyuşmazlık doğurur. Mirastan yoksunluk ise mirasçının ağır fiilleri nedeniyle kanunen mirasçı olamaması sonucunu doğurur. Bu iki kurumun karıştırılması, davanın hukuki sebebini zayıflatır; dosyada hangi kurumun söz konusu olduğunun netleştirilmesi gerekir.

16) Denkleştirme (iade) ve “miras payına mahsuben kazandırma” tartışmaları

Mirasbırakanın sağlığında bazı mirasçılarına yaptığı kazandırmalar her zaman “bağış” değildir. Kimi kazandırmalar, miras payına mahsuben yapılmış sayılabilir ve paylaşımda denkleştirme (iade) gündeme gelir. Denkleştirme, tenkisten farklıdır:

  • Tenkis saklı payı korur.
  • Denkleştirme mirasçılar arasında paylaşım adaletini sağlar.

Bu nedenle aynı olaya bakıp “tenkis mi denkleştirme mi?” ayrımını yapmak, talep sonucunu tamamen değiştirir.

17) Miras sebebiyle istihkak ve tereke mallarının iadesi

Tereke mallarının mirasçı olmayan üçüncü kişilerde veya diğer mirasçılarda haksız olarak tutulması halinde, miras sebebiyle istihkak davası gündeme gelebilir. Amaç, terekeye ait malın iadesidir. İyi niyet–kötü niyet, zilyetlik ve ayni hak iddiaları bu davalarda belirleyicidir. Bu başlık özellikle bankadaki paralar, kasadaki kıymetliler, araçlar, şirket hisseleri ve taşınırlar bakımından pratik önem taşır.

18) Ecrimisil, kira gelirleri ve paylaşım gecikmesinden doğan alacaklar

Paylaşım geciktiğinde veya taşınmazlardan bir mirasçı tek başına yararlandığında şu talepler doğar:

  • Kullanım bedeli (ecrimisil),
  • Kira gelirlerinin paylaşımı,
  • Zorunlu/yararlı giderlerin paylaştırılması,
  • Bakım/onarım masraflarının rücuu.

Bu talepler bazen ayrı dava olarak, bazen ortaklığın giderilmesi dosyasında fer’î talep veya karşı dava şeklinde gündeme gelebilir.

19) Süreler: hak düşürücü süre – zamanaşımı ayrımı

Miras davalarında en büyük risklerden biri süredir. Hak düşürücü süreler, süre geçince hakkı ortadan kaldırır ve mahkemece re’sen dikkate alınır. Tenkis (TMK 571) ve vasiyetnamenin iptali (TMK 559) bu açıdan tipik örneklerdir. 
Bu nedenle dosyada şu tarihler mutlaka netleştirilmelidir:

  • Ölüm tarihi (mirasın açılması),
  • Vasiyetnamenin açılma/tebliğ tarihi,
  • İhlalin/kazandırmanın öğrenildiği tarih,
  • Tapu devrinin tarihi ve öğrenme tarihi,
  • Tarafların fiilî kullanım başlangıcı (ecrimisil için).

20) Birden fazla dava türü aynı olayda nasıl konumlandırılır?

Tek bir ölüm olayı, birden çok hukuki yol doğurabilir. En sık kombinasyonlar:

  • Muris muvazaası + tenkis: Aynı taşınmazda hukuki sebep ve talep sonucu farklıdır; kimi olaylarda alternatifli talepler planlanır, kimi olaylarda önce bir yol seçilmelidir.
  • Tereke tespiti + esas dava: Delil kaybı riski varsa önce tespit/koruma adımı.
  • Ortaklığın giderilmesi + ecrimisil: Kullanım ihtilafı varsa birlikte/ayrı strateji.
  • Vasiyetin açılması/tenfizi + iptal/tenkis: Bekletici mesele ilişkisi doğru kurulmalıdır. 

Burada “her şeyi tek dilekçeye yazmak” çoğu zaman doğru değildir; görev–yetki ve usul ayrımlarına göre plan yapılmalıdır.

21) Yabancılık unsuru olan miraslar: Türkiye’deki mallar, yabancı mirasçılar, yurt dışı belgeler

Uygulamada sık karşılaşılan bir alan da yabancılık unsurudur: mirasbırakan veya mirasçıların yabancı uyruklu olması, yurt dışındaki malvarlığı, yabancı mahkeme kararları, apostil ve tanıma–tenfiz süreçleri. Bu dosyalarda:

  • Nüfus kayıtları ve yabancı belgelerin usulüne uygun sunulması,
  • Yetki ve uygulanacak hukuk (milletlerarası özel hukuk kuralları),
  • Tapu işlemlerinde tercüme ve belge uyumu,
    ön plana çıkar. Yabancılık unsurunda “veraset ilamının noterden alınması” her zaman mümkün olmayabilir; mahkeme yolu ve ek inceleme gerekebilir. 

22) Uygulamada pratik kontrol listesi: konu atlamadan dosya yönetimi

Bir miras dosyası geldiğinde genellikle şu sıra izlenir:

  1. Ölüm ve mirasçılık: nüfus kayıtları, veraset ilamı
  2. Tereke haritası: tapu, banka, araç, şirket payı, alacaklar, borçlar
  3. Risk analizi: süreler, kaçırma ihtimali, borçluluk, yabancılık unsuru
  4. Dava türü seçimi: hedef (iptal/tescil mi, tenkis mi, paylaşım mı, iade mi?)
  5. Delil planı: hangi kurumdan ne celp edilecek, hangi bilirkişi gerekli?
  6. Geçici koruma: şerh/tedbir, tespit, gerekli ise kayyım
  7. Esas dava/yan davalar: bekletici mesele ve görev–yetki planı

Bu şema, “konuları atlamadan” kapsamlı yürütmenin en güvenli yoludur.

23) Sonuç

Miras davaları, hem maddi hukuk (TMK) hem usul hukuku (HMK) açısından teknik yoğunluğu yüksek, süre yönetimi ve doğru dava türü seçimi gerektiren bir alandır. Veraset ilamından tereke tespitine; muris muvazaasından tenkise; vasiyetnamenin iptalinden ortaklığın giderilmesine kadar her adım bir sonraki aşamanın temelini oluşturur. Bu yüzden kapsamlı bir miras stratejisinin omurgası, somut olayı “hangi dava ile, hangi taleple, hangi delille ve hangi sürede” çözeceğini doğru kurgulamaktır.